Doğa ile Bağımızı Güçlendiren Bir Yaklaşım: Biyofilik Tasarım ve Zemin Kaplamaları

Doğa ile insan arasındaki ilişkiyi temel alan biyofilik tasarım, günümüzün popüler tasarım yaklaşımlarından biri. Yunanca Bio (Hayat) ile Philia (Sevgi) kelimelerinin birleşiminden oluşan bu sözcük, doğada var olan tüm bileşenlerin birbiri ile etkileşim halinde olduğunu savunuyor.

Blog 2024-02-29 15:08:55

Doğa ile insan arasındaki ilişkiyi temel alan biyofilik tasarım, günümüzün popüler tasarım yaklaşımlarından biri. Yunanca Bio (Hayat) ile Philia (Sevgi) kelimelerinin birleşiminden oluşan bu sözcük, doğada var olan tüm bileşenlerin birbiri ile etkileşim halinde olduğunu savunuyor.

Biyofilik tasarım dendiğinde, doğa ile aramızdaki güçlü bağı yaşamımızda daha derinden hissetmemize ve doğal olanla temasımızı günlük hayatımıza daha çok dahil etmemize aracı olan bir tasarım anlayışından bahsedilir. Bu anlayış, mekansal tasarıma doğal unsurları entegre eder ve bunu insanların doğayla ilişki kurma içgüdüsüne dayandırır.

İç mekan tasarımı ile verilmek istenen izlenimi dışavurabileceğimiz en etkin sahnelerden biri olarak zeminler, doğal ve sürdürülebilir bir ambiyans yaratmamızda kilit bir rol oynar. Dolayısıyla, biyofilik yaklaşımla tasarlanan bir mekanın zeminleri, bu ilkeleri istenen şekilde yansıtmamıza aracı olacak önemli bir bileşendir. Bu blog yazısında, biyofilik tasarım ilkelerini ve zemin tasarımında biyofilik tasarımın önemini keşfedeceğiz!

Estetik, Sağlık, Sürdürülebilirlik: Biyofilik Tasarımının Önemi

Doğayla iç içe olmanın getirdiği iyi ve huzurlu ruh hali herkes tarafından bilinir. Yapılan araştırmalar, doğal unsurların stres seviyemizi azalttığını, ruh halimizi iyileştirdiğini ve bilişsel fonksiyonlarımızı artırdığını gösteriyor.

İnsanların doğayla bağlantı kurma gereksiniminin farkındalığıyla şekillenen biyofilik tasarım anlayışı; yaratıcılığı, dinginliği, fiziksel, zihinsel ve duygusal refahı artıran yaşam alanları yaratmakla ilgilenir.

Günümüzde bir çoğumuzun yaşadığı büyük şehirlerde, kendimizi doğadan kopuk hissetmemiz çok da şaşırtıcı bir durum değil. Zamanımızın büyük kısmını kapalı alanlarda, gergin ve doğallıktan uzak ortamlarda geçirmek durumunda kalabiliyoruz. Doğa yürüyüşü yapmak, temiz hava almak, nitelikli vakit geçirmek şehirlerde yaşayanlar için her zaman mümkün olmuyor. Çevresel etkenleri değiştirmek elimizde olmasa da, kendi yaşam alanlarımızı doğal unsurlarla donatarak, içsel dengemizi kurabiliriz. Doğayla temasımızı artırdığımız bir yaşam stili ile, en kalabalık ve yorucu şehirlerde bile doğayı deneyimleyebilir, onun bir parçası olduğumuzu hissedebiliriz. Doğal unsurları hayatımızın merkezine aldığımızda, fiziksel ve ruhsal sağlığımızın nasıl hızla iyileştiğini görürüz. Kendimizin ve sevdiklerimizin iyiliği için benimseyeceğimiz bu yaklaşımla, karbon ayak izimizi de düşürerek, çevresel etkimizi minimuma indirmiş oluruz.

‘İyi Olma Hali’ ve Biyofilik Tasarım

Günümüzde altın değerinde olan ‘iyi olma hali’, elde etmesi ve elde tutması zor bir durum. Ancak iç dengemizi sağlamamız ve iç huzurumuzu yakalamamız için biraz emek vermemiz gerekiyor. Yoga, meditasyon gibi yöntemlerle kendimizi şehir hayatının stresinden arındırmaya çalışırken, bunu hangi koşullarda ve nasıl ortamlarda yaptığımızda çalışmamızın verimini etkileyebiliyor. Bu yüzden günümüzün büyük kısmını geçirdiğimiz iç mekanlarda, biyolojik döngümüzü ve sirkadiyen ritmimizi olabildiğince dengeleyen düzenlemelerle dinginleştirirsek, odaklanmamızı kolaylaştırmış oluruz.

Doğal unsurların iç mekanda kullanımı, ‘iyi olma hali’ne erişmemizi kolaylaştıracaktır. Ahşap, mermer gibi dokuları ve mekana uyumlu bitkileri hayatımıza dahil etmemiz; yeşil, toprak, sarı gibi doğal renkleri uygun yerlerde doğru kullanmamız, doğal ışığa erişimimizin yeterli seviyede olması gibi etkenler bizleri daha mutlu ve üretken kılar. Bulunduğumuz ortamları gün ışığından ve doğal havalandırmadan faydalanacak şekilde tasarlamalı, temas halinde olduğumuz obje ve yapı elemanlarını doğal malzemelerden tercih etmeliyiz.

 

Zeminde Filizlenen Gelecek: Biyofilik Tasarımın Estetik Gücü

Biyofilik tasarımın, iç mekanların doğayla bütünleşmesine ve insanların doğal çevreleriyle daha yakın bir ilişki kurmalarına yönelik tutumu, sürdürülebilirlik prensipleriyle paralel bir yerde konumlanıyor. Zemin tasarımında doğal malzemelerin tercih edilmesi, sürdürülebilir orman yönetimi prensiplerine uygun ahşapların kullanımı ve geri dönüştürülebilir malzemelerin entegrasyonu gibi unsurlar, karbon emisyonlarını azaltmaya yardımcı olarak, çevre dostu tasarımın temelini oluşturuyor. Yün veya sisal gibi malzemelerden yapılmış doğal lif halılar tercih etmek de çevresel yaklaşımları temsil ediyor.

Doğal desenlerin, dokuların ve renklerin kullanılması bizi doğaya döndürerek, ritmimizi dengelememizi ve huzurlu hissetmemizi kolaylaştırıyor. Bunun yanında yapı malzemelerinin uzun süre kullanıma uygun, dayanıklı olmaları ve geri dönüştürülebilir olmaları da oldukça önemli. Tercih ettiğimiz bir yapı malzemesinin bu değerleri bünyesinde barındırması, karbon ayak izimizi düşürmenin ve bizi sağlıklı bir yaşam alanına kavuşturmanın yanı sıra; çevre için olumlu bir adım atmanın mutluluğunu da yaşatıyor.

Biyofilik Yaklaşım ve Yeşil Ayak İzleri

Zemin tasarımında biyofilik dokunuşlar, daha sürdürülebilir ve temiz bir geleceğin kapılarını açarak, daha doğal deneyimler sunuyor. Doğanın sakinleştirici etkisini yaşam alanlarımıza yansıtarak bize pozitif enerji ve dinamizm kazandırıyor.

Biyofilik yaklaşımın zemin tasarımındaki etkisi, sadece görsellikle sınırlı kalmıyor. Malzemenin içeriğinin ve üretim aşamalarının da sağlığımıza zarar verebilecek hiçbir kimyasalı içermemesi gerekiyor. Özellikle evlerimizde, çıplak ayaklarımızla temas ettiğimiz zemin kaplamalarının zararlı kimyasallar içermemesi bağışıklık sistemimiz açısından büyük ciddiyet taşıyor. Bu malzemelerin, cildimize ve solunum sistemimize zarar vermeyen doğal bileşenlerden üretilmiş olmaları, yaşam kalitemiz ve konforumuz açısından oldukça önemli.

İç mekanda hava kalitesinin de biyofilik tasarımın vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu düşünürsek, karo halıların havada gözle görünmeyen ince toz zerreciklerini toplayarak, hava kalitesinin iyileştirilmesine katkı sağlaması da oldukça hayati bir unsur. Örneğin modulyss’in havada toplanan ince toz miktarını azaltmak amacıyla geliştirilen In-groove serisi, ipliğin kalınlığı ve örgü yapısı sayesinde, ince tozları daha iyi yakalayıp tutuyor. Bu da yine daha iyi bir hava kalitesine sahip olmamızı ve alerjenlerin etkisini minimuma indirmemizi sağlıyor.

Çalışma alanlarında ya da yoğun trafiğin yaşandığı ticari mekanlarda ise, zeminlerin kolay ve efektif temizlenebilen yüzeylerinin olması, VOC (uçucu organik bileşik) içermemeleri gibi kriterlere dikkat edilerek tercih yapılması tavsiye ediliyor. VOC içermeyen zemin kaplamalarının kullanıldığı kapalı mekanlarda daha iyi bir hava kalitesi sağlanmış oluyor.  

Zemin Tasarımında Doğanın İzleri: Modulyss

Modulyss’in karo halı koleksiyonları, bu bağlamda övgüyü hak ediyor. Doğanın renklerini ve dokularını yansıtan karakteristik koleksiyonları, estetik görünümü ve dokunsal deneyiminin ötesinde; doğanın sakin ve güçlü etkisini iç mekana taşıyor. Yenilikçi tasarımları, doğadaki renk, desen ve dokuları mekanın dilinde tekrar ederek doğal bir dinginlik yaratıyor. 

modulyss®’in Handcraft karo halı koleksiyonu, doğanın zarif nüanslarını minimal tasarım estetiğine ustaca yansıtıyor. Handcraft karo halı koleksiyonundaki her bir tasarım, doğanın mozaiğini, organik formlar ve detaylı işçiliğin sanatsallığı ile yorumluyor. Koleksiyon ’Moss’, ‘Leaf’, ‘Willow’, ve ‘Gring’ serilerine sahip. Organik dokusuyla ‘Moss’ serisi; dalından dökülen yaprakların güzelliğini yansıtan ‘Leaf’ serisi; söğüt dallarının dansını andıran ‘Willow’ serisi ve toprak patikalardan esinlenen ‘Grind’ serisi ile doğal nüansları yaşam alanlarınıza yansıtmanızı sağlıyor. Handcraft karo halı koleksiyonu, doğanın ihtişamını kusursuz tasarımla buluşturuyor.

Biyofilik tasarım anlamında öne çıkan bir diğer koleksiyon ise IVC Commercial®’ın ‘Rudiments’ karo halı koleksiyonu. Yumuşak dokusu, doğayı çağrıştıran desenleri ile ‘Rudiments’, iç mekana doğal unsurları eklemek konusunda tasarımcılara sürüdürülebilir ve estetik bir seçenek sunuyor. Koleksiyon içinde yer alan ‘Clay Create’ serisi, doğal bir doku olan kilin etkileyici kalitesini zeminlerinize yansıtmanızı sağlıyor. Koleksiyondaki diğer seriler olan, ‘Basalt’, ‘Metallic Clay’, ‘Jute’ ve ‘Teak’ serileri de, isimlerinin çağrıştırdığı şekilde doğadan farklı nüansları yansıtıyor. 

Diğer İlhamlar